Fatih Pense's Blog

Seth Godin Hayalleri Çalmayı Bırakın (Çeviri)

Tüm Bölümleri Gör

Türkçe

7. Kitlesel üretim, kitle üretmeyi arzular

Bu cümle bariz görünüyor, yine de okulların tekbiçimlilik kavramına dayalı olması bizi şaşırtır. İşyeri ve toplum çeşitlilik talep etmesine rağmen, sanayileşmiş okul sistemi çeşitliliği ezerek düzeltmeye çalışır.

Okulun endüstrileşmiş kitlesel doğası ilk baştan beri vardır, ortak okulda, normal okulda, ve evrensel eğitim fikrinde. Hepsi tam olarak, kitlesel üretim, değiştirilebilir parçalar, ve kitlesel pazarlama mükemmelleştirilirken aynı zamanda icat edildi.

Hızlıca arka plan:

Ortak okul(şu anda kamusal okul olarak adlandırılıyor) iç savaştan sonra üretilen tamamen yeni bir kopseptti. “Ortak” çünkü herkes içindi, çiftçinin çocukları, çömlekçinin çocukları, yerel satıcının çocukları içindi. Horace Mann, genelde kurumun babası olarak kabul edilir ancak hayal edebileceğiniz kadar çok mücadele etmek zorunda kalmadı - çünkü sanayiciler onun tarafındaydı. Yeni kurulan bir endüstriyel ekonominin karşılaştığı iki en büyük zorluk, yeterli sayıda uyumlu işçiler bulmak ve yeterli sayıda istekli müşteri bulmaktı. Ortak okul iki sorunu birden çözdü.

Normal okul(şu anda adı öğretmen koleji), öğrencilerin işlenmesinde kendi içinde tutarlı bir yaklaşım garanti ederek, öğretmenlere ortak okulun sistemini ve doktrinini aşılamak için geliştirildi. Eğer bu kulağınıza, fabrikaların ürünleri yığınlar halinde üretmesi kavramıyla, değiştirilebilir parçalar kavramıyla, ölçüm ve kalite kontrol kavramıyla benzer geliyorsa, bu bir tesadüf değil.

Tabi ki, dünya değişti. Dünya, kitlesel-özelleştirmeyi, sınırları ve gariplikleri bulmayı, uyumlulukta ısrar etmek yerine bireysel isteklere hitap etmeyi bilen bir pazar tarafından beslenen bir kültüre dönüştü.

Okulun kitlesel-özelleştirmesi kolay değil. Fakat, başka bir seçeneğimiz var mı? Eğer kitlesel üretim ve kitlesel pazar yıkılıyorsa, başka bir çağ için tasarladığımız okulların şu anda düzgün işleyeceğini ısrar etme hakkımız yok.

Okulların doğası hakkında endişelenenlerin karşılaştığı bir kaç seçenek var, ancak bunlardan birinin olduğu gibi devam etmek olmadığı açık. Bir seçenek, okullar içinde daha küçük, görünümde daha az endüstriyel, her biri kendi lider ve üye çeşitliliğini yaratan birimler. Diğeri büyüklüğün bir değer olabileceğini anlayan ancak özelleşmeyle savaşmayan ve özelleşmeye değer veren organizasyonlar. Minimum standartlara uyan az-maliyetli tekdüzelik arayan halihazırdaki yapı bizim ekonomimizi, kültürümüzü ve bizi öldürüyor.

English

7. Mass production desires to produce mass

That statement seems obvious, yet it surprises us that schools are oriented around the notion of uniformity. Even though the workplace and civil society demand variety, the industrialized school system works to stamp it out.

The industrialized mass nature of school goes back to the very beginning, to the common school and the normal school and the idea of universal schooling. All of which were invented at precisely the same time we were perfecting mass production and interchangeable parts and then mass marketing.

Some quick background:

The common school (now called a public school) was a brand new concept, created shortly after the Civil War. “Common” because it was for everyone, for the kids of the farmer, the kids of the potter, and the kids of the local shopkeeper. Horace Mann is generally regarded as the father of the institution, but he didn’t have to fight nearly as hard as you would imagine — because industrialists were on his side. The two biggest challenges of a newly industrial economy were finding enough compliant workers and finding enough eager customers. The common school solved both problems.

The normal school (now called a teacher’s college) was developed to indoctrinate teachers into the system of the common school, ensuring that there would be a coherent approach to the processing of students. If this sounds parallel to the notion of factories producing items in bulk, of interchangeable parts, of the notion of measurement and quality, it’s not an accident.

The world has changed, of course. It has changed into a culture fueled by a market that knows how to mass-customize, to find the edges and the weird, and to cater to what the individual demands instead of insisting on conformity.

Mass customization of school isn’t easy. Do we have any choice, though? If mass production and mass markets are falling apart, we really don’t have the right to insist that the schools we designed for a different era will function well now.

Those who worry about the nature of schools face a few choices, but it’s clear that one of them is not business as usual. One option is smaller units within schools, less industrial in outlook, with each unit creating its own varieties of leaders and citizens. The other is an organization that understands that size can be an asset, but only if the organization values customization instead of fighting it.

The current structure, which seeks low-cost uniformity that meets minimum standards, is killing our economy, our culture, and us.