Seth Godin – Hayalleri Çalmayı Bırakın

Hayalleri Çalmayı Bırakın

“eğer beni küçümsemezsen, ben de seni küçümsemem” – Bob Dylan

Sistemi değiştirecek kadar önemseyen, özen gösteren her öğretmene, ve ayağa kalkıp konuşacak kadar cesur olan her öğrenciye adanmıştır.

Özellikle Ross Abrams, Jon Guillaume, Beth Rudd, Steve Greenberg, Benji Kanters, Patti Jo Wilson, Florian Kønig, ve sizin için herşeyi değiştiren o öğretmeninize.

 

1. Önsöz: Eğitim dönüştürdü

Bu manifestoyu bitirirken, bir arkadaşım beni Manhattan’da bir okul ağı olan “Harlem Village Academies”e davet etti.

Harlem büyük bir yer, Amerika’daki çoğu kasabadan daha büyük. Bu büyüklükte bir nüfusa genelleme yapmak çok zor, ancak ev gelirleri bir mil uzakta olduğunun yarısından daha az, işsizlik kayda değer şekilde daha yüksek ve çoğu (bu topluluğun içinde ve dışında) ümidini yitirmiş durumda.

Bir milyon film, bizi Doğu Harlem’deki bir okuldan neler bekleyebileceğimiz konusunda eğitti. Okuldan beklenen yetersiz bütçeyle işleyen bir tesis olması, öyle ki zar zor görevini yerine getiren, kötü tutumla, tartışmaya açık güvenlik ve herşeyden önemlisi çok az öğrenmeyle.

Eğitim sistemimizin geleceğini keşfetmek için nadiren gideceğiniz bir yer.

Nesiller boyunca, toplumumuz bu tür topluluklara dedi ki, “işte size biraz öğretmen(ama yeterince değil) ve işte biraz para (ama yeterince değil) ve işte bizim beklentilerimiz (çok düşük)… haydi yapabileceğinizin en iyisini yapın.” Çok az insan bu plan çalışmadığında şaşırır.

Son on yıl içinde, toplumumuzun internet ve bağlantı ekonomisinin etkisiyle nasıl kökten değiştiğine dair bir düzineden fazla kitap yazdım. Çoğunlukla insanlara göstermeye çalıştığım şey, tam da temel gerçekler sandığımız şeylerin, aslında son derece yakın zamana ait icadlar olduğu ve çok uzun sürmelerinin zor oluşuydu. Kitlesel pazarlama, kitlesel markalar, kitlesel iletişim, tepeden inme medya ve TV-endüsti kompleksi, çoğu insanın beklemeye eğitildiği gibi, geleceğimizin yapıtaşları değildi. Bunu tam ortasındayken görmek genellikle zordur.

Bu manifestoda, tepeden inme, endüstrileşmiş okul sisteminin de aynı derecede(ve çok güzel sebeplerle) tehdit altında olduğunu savunacağım. Erişime kıtlık, bağlantı ekonomisi tarafından yok edildi. Tam da aynı zamanda mezunlarda ihtiyaç duyduğumuz yetenek ve yaklaşımlar da değişiyor.

İnternet bu değişimlerin çoğunun gerçekleşmesine katkıda bulunurken, ziyaret ettiğim “Harlem Village Academy” okulunda, ve bu manifestoda da web’den çok birşey görmeyeceksiniz. HVA basitçe insanlar ve onlara nasıl davranılması gerektiği hakkında. Tepeden inme, öğrencileri işleme endüstriyel yaklaşımını bırakıp, son derece insani son derece kişisel ve son derece güçlü araç serileri kullanarak, yeni bir lider nesli ortaya çıkarmayı kucaklamak hakkında.

Deborak Kenny ve onun HVA’daki takımının başardığı sonucu yakalamanın, kelimenin tam manasıyla binlerce yolu var. Yöntem beni ilgilendirmiyor, çıktı ilgilendiriyor..

O gün gördüğüm, sıralarında öne doğru eğilen öğrenciler, dikkat vermeyi seçmiş öğrenciler. Dahil olmuş öğretmenler gördüm, çünkü onlar da aynı seçimi yapmışlardı, çünkü onlar öğrenmeyi isteyen öğrencilere öğretme ayrıcalığıyla heyecanlanmışlardı.

En başarılı okulların iki avantajı bol paraya ve önceden seçilmiş, motive öğrencilere sahip olmasıdır. Altını çizmek gerekir ki HVA öğrencilerini seçmiyor, kura ile rastgele atanıyorlar. Aynı zamanda HVA New York’daki tipik bir kamu okulundan daha düşün bir öğrenci başı bütçeye sahip. HVA işe yarıyor çünkü, en yetenekli öğretmenleri çekecek bir iş yeri kültürünü nasıl yaratacaklarını anlamışlar, aidiyet kültürünü, özgürlük ve sorumluluk kültürünü geliştiriyor, besliyor ve durmaksızın bu tutkuyu öğrencilere aktarıyorlar.

Maestro Ben Zander bir çocuğun müziği sevmeyi sahiden öğrendiğinde gerçekleşen dönüşüm üzerine konuşuyor. Bir yıl, iki yıl, hatta üç yıl boyunca çocuk аzimle ilerliyor. Her tele vuruyor, her notaya basıyor ve hepsine ter döküyor.

Sonra pes ediyor.

Az bir kısmı haricinde. Tutkulu azınlık. Önemseyen, seven azınlık.

O çocuklar öne eğilip çalmaya başlıyorlar. Önemsiyor gibi çalıyorlar, çünkü önemsiyorlar. Ve öne eğildikçe, bağlandıkça, kendilerini piyano oturağından kaldırıyorlar, birden ,Ben’in deyimiyle, “tek kalçayla çalan” oluyorlar.*

Önemi varmış gibi çalmak.

Üniversiteler, Deborah’ın okulundan mezun olan çocukları kapmak için yarışıyorlar ve hiç kuşkum yok ki HVA mezunlarının – öğrenmeyi ve vermeyi önemseyen “tek kalçayla çalan”ların – önderliği ve katkısını yakında duyacağız. Çünkü bu önemli.

 

2. Bu manifesto hakkında bir kaç not

Bölümleri numaralandırdım çünkü, başkalarının okuduğundan daha farklı bir düzende okumanız çok olası. Numaralar özel parçalar hakkında fikir alışverişi yapmanızı kolaylaştıracak.

Bir dizi makale veya blog yazısı şeklinde yazıldı. Bir sebebi şimdilerde böyle yazıyoru, ve bir diğer sebebi umuyorum ki bir veya daha fazlası sizi anlattığım bir noktayı paylaşmaya, onu yeniden yazmaya veya eleştirmeye itecek. Bir yan etki olarak biraz tekrar içeriyor. Bunun için beni affedebileceğinizi umuyorum. Atlayarak okuyabilirsiniz.

Bu bir reçete değildir. Bir kılavuz değildir. Yankı yapacak ve söyleşiler, sohbetler başlatacağını umduğum, bir dizi kışkırtıcı yazıdır.

Eğer fikirler paylaşılmazsa bu yazıların hiçbiri harcanan emeğe değmeyecektir. E-posta ile paylaşabilir veya bu manifestoyu tekrar bastırabilir, yayınlayabilirsiniz. Ancak lütfen değiştirmeyin veya satmayın. Tweet atmak isterseniz hastag #stopstealingdreams . Yorumlar için bir sayfayı burada bulabilirsiniz: http://www.stopstealingdreams.com

Her şeyden önemlisi gidip birşeyler yapın. Kendi manifestonuzu yazın. Bunu çocuğunuzun okulundaki öğretmenlere yollayın. Bir veli toplantısında zor sorular sorun. Kendi okulunuzu başlatın. Bir iki tane video ders yayınlayın. Ancak yerinizde durmayın.

Okuduğunuz ve paylaştığınız için teşekkürler.

 

3. (yanlış) Okula dönüş

Yüz elli yıl önce yetişkinler çocuk iş gücü konusunda çok kızgınlardı. Düşük maaşlı çocuklar, çalışkan yetişkinlerden işlerini alıyordu.

Tabii ki, yedi yaşındakilerin parmaklarını kaybetmesi ve işte istismar edilmesi hakkında ahlaki bazı tepkiler de vardı ancak ekonomik gerekçe en önemlisiydi. Fabrika işçileri çocuk işçileri kaybetmenin endüstrilerine felaket getireceğinde ısrar ettiler ve çocukları işte tutmak için sıkı savaştılar. Yetişkinleri çalıştırmaya para yetiremeyeceklerini söylediler. Ancak 1918 yılında ulusal çapta zorunlu eğitim yerini aldı.

Bu büyük dönüşümü sanayicilere satmak için kullanılan gerekçenin bir parçası, eğitimli çocukların aslında daha uyumlu ve üretken işçiler olacağıydı. Bizim şu anda öğrencileri düzgün sıralarda oturtan ve talimatlara uymasını öğreten sistemimiz bir tesadüf değil – bu ekonomik geleceğimize yapılmış bir yatırımdı. Plan: Çocuklara söyleneni yapmaları konusunda bir yetenek sağlayarak, kısa dönemli çocuk işçi maaşlarını daha uzun dönemli üretkenlik ile değiş tokuş etmek.

(devam edecek…)

 

 

 

 


(devam edecek: https://github.com/fatihpense/stop-stealing-dreams )

Join the Conversation

1 Comment

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *