Fatih Pense's Blog

The Now Habit - Notlar

Monday, January 9th, 2023

Kitaptaki en pratik ve akılda kalıcı iki öneriyle başlayalım:

  • Bir işi bitirmeyi değil sadece ne zaman nasıl başlayabileceğinizi düşünün.
  • 30 dk boyunca sadece o işe odaklanmaya söz vererek başlayın. Bu süre bittiğinde sevdiğiniz herhangi bir şeyi hiç suçluluk hissetmeden yapın. Önemli olan bu 30 dakikalık çalışma seanslarına başlamaya devam etmek.

Psikolojik olarak pratik öneriler:

  • Önemli bir tespit, kendi kişilik değerinizi yaptığınız işin kalitesine bağlamamak
  • Hayatınızı birbirinden farklı bölümlere ayırıp (örneğin iş ortamı, hobi ortamı, farklı sosyal gruplar) birinde sorun yaşadığınızda diğer bölümlerden beslenebilmek
  • Oyun oynama hissiyatınıza ve psikolojik huzurunuza ciddiyetle yaklaşmak

Bazı kitaplar vardır, içindeki parçalar bloglarda ya da sosyal medyada referans verilmeden yepyeni bir şey bulunmuş gibi paylaşılır. Asıl kaynağına denk geldiğinizde kendinizi kandırılmış hissedersiniz. Hem daha eski hem de daha çok içgörüyle yazılmış, konsepti çok daha iyi anlatan kaynağa erişmişsinizdir. İlk kez 1989’da yayınlanan “The Now Habit” böyle bir kitap.

Kitabın temel önerisi erteleme hastalığı (Procrastination) basit bir alışkanlık sorunu değil, psikolojik temelleri olan bir refleks.

“Procrastination is not your problem; procrastination is your attempted solution. It’s your attempted solution for dealing with the stress and anxiety of starting or completing a task that is overwhelming or boring” – Neil Fiore

“If you are overwhelmed, then you are trying to do several projects at once. And you are looking at the past, the present, and the future. And the body doesn’t know where to go. Anxiety is the stuck energy trying to get in to an artificial time. The only real time is now” – Neil Fiore


Faydalı bulduğum kitabın bölümlendirmesini özette de kullandım. Bazı cümlelerin daha iyi anlaşılması için ingilizce orijinallerini de ekledim.

  1. Neden erteleriz?
  2. Nasıl erteleriz?
  3. Kendinizle konuşma şekli
  4. Suçluluktan arındırılmış oyun ve kaliteli çalışma
  5. Harekete geçme engellerini aşmak
  6. Zamanlamama yöntemi
  7. Akış halinde çalışmak
  8. İlerlemenize ince ayar yapmak
  9. Hayatınızdaki erteleyici

1. Neden erteleriz?

İnsanlar mantıksız olduğu için ertelemiyor, eleştiriye, hata yapmaya, ve kendi mükemmeliyetçiliklerine savunmasız ve hassas oldukları için erteliyor.

People don’t procrastinate just to be ornery or because they’re irrational. They procrastinate because it makes sense, given how vulnerable they feel to criticism, failure, and their own perfectionism.

Kendi benlik duygunuz ne kadar karmaşık ve çeşitli olursa, bir alanda yaşadığınız stress yüzünden depresyona girme ihtimaliniz o kadar azalır. Hayatınızdaki sorunun bulaşmadığı diğer bölümler size koruma sağlar.

This has been borne out in studies by Yale psychologist Patricia W. Linville, who found that the more complex and varied your sense of self, the less likely you are to become depressed over stress in one area, because “you have these uncontaminated areas of your life that can act as buffers.”

Mükemmeliyetçi istekler -> başarısızlık korkusu -> ERTELEME -> Kendini eleştirme -> Anksiyete ve depresyon -> Özgüven kaybı -> Daha çok başarısızlık korkusu -> bununla daha güçlü gelen ERTELEMEyi geçici bir çözüm olarak kullanma ihtiyacı

Perfectionistic demands lead to → fear of failure → PROCRASTINATION → self-criticism → anxiety and depression → loss of confidence → greater fear of failure which leads to → stronger need to use PROCRASTINATION as a temporary escape.

Başarıdan korkmak, sonradan gelecek başarısızlıktan korkmak diyebiliriz: Eğer bir işte başarılı olursan daha rekabetçi, daha çok sorumluluk isteyen işler gelebilir ve başarısızlık daha yüksek olur. Eğer başarısızlığa katlanamıyorsanız ve tüm çabanızı zaten kullandıysanız yedek kaynağınız kalmadığını düşünerek daha çok korkabilirsiniz. Erteleme ile birlikte iki şekilde korunmuş olursunuz, eğer başarısız olursanız bahane sağlar, eğer başarılı olursanız biraz yedek enerjiniz kalmış olur.

Verimli şekilde çalışmanız ve kendinizin tüm parçalarından işbirliğine ihtiyacınız var. Kendine yabancılaştıran “Tembelsin ve birilerinin seni zorlamasına ihtiyacın var” gibi düşünceleri bırakın. Böyle düşüncelerle sadece kendinize karşı çalışıp, verimli ve etkili şekilde enerjinizi hedefinize odaklamak yerine içerleme ve başarısızlık korkusuyla kendinizi tüketmeyin.

Başarısızlık korkusunun sebebi, ürettiğiniz şeyin bütün yeteneğinizi yansıttığını düşünmektir. Ertelemeyi kendi değerinizi yargılanmaktan korumak için kullanırsınız.

Berkeley psychologist Rich Beery states that fear of failure stems from assuming that what you produce reflects your complete ability. You therefore use procrastination to protect your worth from being judged.

“Her ne olursa olsun, yaşamaya devam edeceğim. Devam etmenin yollarını bulacağım. Bunun benim için dünyanın sonu olmasına izin vermeyeceğim. Hayatımda acıyı azaltıp keyfi artırmanın bir yolunu bulacağım.”

“Whatever happens I will survive. I will find a way to carry on. I will not let this be the end of the world for me. I will find a way to lessen the pain in my life and maximize the joy.”

Stresli bir dünyada performansınızı maksimize etmek için, kendiniz için korunmuş ve tartışmasız bir değer duygusu oluşturmalısınız. Bunu yapana kadar enerjiniz ve odağınız işinizden akarak tükenecek ve hayatta kalmanıza karşı hayali tehditlerle mücadeleye, bir başetme yöntemi olarak ertelemeye akacaktır. Nasıl yaparsanız, veya ne derseniz diyin, kendinize güvenli bir alan sağlayın: yargılamaların olmadığı, mükemmel performans sergilemeye çalışmadığınız bir zaman ve mekan.

Ertelemenin ödülleri, erteleyerek neler kazanırız ve bu davranışı besler:

  1. dolaylı yoldan otorite baskısına direnmek
  2. başarısızlık korkusunu azaltma yolu: hayal kırıklığına uğratan, mükemmelden düşük performans için bahaneler sunmak
  3. başarı korkusuna karşı savunma: tüm yeteneğimizi kullanmamızı engelleyerek.

2. Nasıl erteleriz?

Nasıl ertelediğinizi bilmek nedenini bilmekten bile daha önemlidir. Olumsuz davranış desenlerine farkındalığınızı artırıp enerjinizi daha olumlu alışkanlıklar oluşturmaya harcayabilirsiniz.

Knowing how you procrastinate is even more important than knowing why. You can use your awareness of negative patterns to redirect your energy toward forming positive habits.

Yazar burada 1 hafta boyunca özgürce erteleme hakkı verip, kendinizi incelemenizi öneriyor. Nasıl notlar alabileceğiniz ile ilgili detaylı açıklamalar var.

Erteleme ve anksiyete beş aşamada çalışır:

  1. Bir görev ya da hedefe kendi değerinizi ve mutluluğunuzu belirleyecek gücü verirsiniz.
  2. Mükemmeliyetçiliğinizi kullanarak görevi uzaya çıkarırsınız
  3. Kendinizi anksiyete ile donmuş bir şekilde bulursunuz, görev sizin için tehdite dönüşmüştür
  4. Ertelemeyi kullanarak bu ikilemden kaçmaya çalışırsınız
  5. Ateşin yakması veya deadline gibi gerçek bir tehditi kullanarak kendinizi mükemmeliyetçilikten kurtarıp, motivasyon aracı olarak kullanırsınız. Tabii ki bunun bedeli normalden yüksek olur.

3. Kendinizle konuşma şekli

En kötü eleştirmenimiz: kendimiziz.

Kitabın bu bölümündeki en önemli mesaj, içinde bulunduğunuz durumu tepkisel ve duygusal olmaktan çıkarıp, kendi kararınızı vermeye ve kendinizin bir seçim yaptığına odaklanmanız.

Erteleyiciler için hayır diyebilmek veya gerçekçi zamanlar talep etmek önemlidir. Hayır diyebilmeniz de seçim yapabildiğinize vurgu yapar.

Erteleyicilerin kendi kendine konuşması sıklıkla bilinçsizce kurban olma, yük hissi, otoriteye karşı direnç duygularını önerir ve pekiştirir.

The self-talk of procrastinators often unconsciously suggests and reinforces feelings of victimhood, burden, and resistance to authority.

“Yapmak zorundayım” sözünün içinde gizli mesajlarla baş etmek için, beyniniz iki çatışan durumu yönetmeye çalışır: görev için gereken enerjiyi sağlamak, ve hayatta kalma dürtüsüne kendi kendine oluşturduğun tehditlerle mücadele için enerjiyi sağlamak. Vücudunuz “yapsan da suç yapmasan da” mesajına ya stress cevabıyla ( “savaş veya kaç” için yüksek enerji sağlamak) ya da depresif cevapla (hayatta kalmak için enerjiyi saklamak). Enerjiniz aynı anda iki yöne gidemez, beyniniz de iki soruna aynı anda odaklanamaz. Bu durum özgürlüğünüz için bir savaş mı yoksa bir işi halletmekle mi ilgili karar vermeye çalışırken, zihniniz ve bedeniniz bu çelişkili mesajların arasında erteleme ile donar.

Attempting to deal with all the messages implicit in “I have to,” your brain must simultaneously tackle two conflicting situations: providing the energy needed for the imposed task, and providing the energy to resist threats to the integrity of the self—threats to survival. And your body, being a faithful servant, reacts to this “damned if I do, damned if I don’t” message with either the stress response (by providing high energy for “fight or flight”) or the depressive response (by conserving energy for survival). But your energy can’t go in two directions at once, nor can your mind focus on two problems. While you decide whether this is an issue of fighting for your freedom or one of tackling a job, your mind and body are frozen in procrastination caused by ambivalent and conflicting messages.

  • “Zorundayım” yerine “ben seçiyorum”
  • “Bitirmeliyim” yerine “Ne zaman başlayabilirim?”
  • “Bu proje çok büyük ve önemli” yerine “Küçük bir adım atabilirim”
  • “Mükemmel olmalıyım” yerine “mükemmel bir şekilde insan olabilirim”
  • “Oyun için zamanım yok” yerine “Oyun için zaman ayırmalıyım”
  • Replace “I have to” with “I choose to.”
  • Replace “I must finish” with “When can I start?”
  • Replace “This project is so big and important” with “I can take one small step.”
  • Replace “I must be perfect” with “I can be perfectly human.”
  • Replace “I don’t have time to play” with “I must take time to play.”

4. Suçluluktan arındırılmış oyun ve kaliteli çalışma

  • Erteleyiciler kendilerini her zaman bitirilmemiş işlerin yükü altında hissederler, ve kendilerini her zaman çalışan ama aynı zamanda dinlenmeyi hak etmeyen şekilde görürler.
  • Hayatlarını hep “beklemede” düşünürler, bir gün hayattan keyif almak için yeterince organize veya başarılı olacaklarını ümit ederler.
  • See themselves as always burdened by incomplete work. They see themselves as always working, yet undeserving of a rest.
  • Think of their lives as “being on hold,” with only the faintest hope that someday they will be organized enough or successful enough to enjoy life.

Kendinizi motive etmek için itmek yerine çekme yöntemi: yalnızlık ve anksiyete yerine başarı ve keyif almayı umduğumuzda daha üretken çalışabiliriz. Kendinizi bir işe başlamaya motive ederken tehditlerle itiyor musunuz? Yoksa hedefe duyduğunuz cazibe sizi çekiyor mu? Çok uzak gelecekte ve net olmayan ödüller, insanı sürekli zor işlerle mücadele etmeye motive etmeyebilir. Daha yakın, kesin ve elle tutulur ödüllerin geleceğini bilmek daha kolay motive eder.

5. Harekete geçme engellerini aşmak

Harekete geçmeyi durduran ve ertelemeyi oluşturan üç büyük korku: bunalmış olma terörü, başarısızlık korkusu, ve bitirememe korkusu.

The three major fears that block action and create procrastination are the terror of being overwhelmed, the fear of failure, and the fear of not finishing.

Araştırmalara göre korkulan bir durumla(havlayan köpek, kalabalık parti, topluluk önünde konuşma) (kendi kendine olumlu konuşarak) sadece 30 saniye başbaşa kalmanın fobi tepkisini daha olumlu alternatiflerle değiştirme sürecini başlatmaya yeterli olduğunu söylüyor.

Studies have confirmed that as little as thirty seconds of staying with a feared situation—a barking dog, a crowded party, giving a speech—while using positive self-talk is enough to start the process of replacing a phobic response with positive alternatives.

Bu çalışmayı gelecekteki projelerle ilgili kararlarınızdan ayrı tutun. Gelecekteki adımlar hakkında mümkün olduğunca fazla seçim yapacağınıza dair kendinize bir taahhütte bulunun. Henüz burada bile olmayan işle ilgili “zorunluluk” duygularından ve mağduriyetten kaçının.

Keep this work separate from your decision about future projects. Make a commitment to yourself that you will exercise as much choice as possible about future steps. Avoid feelings of “have to” and victimhood about work that isn’t even here yet.

Araç #1: Üç boyutlu düşünme ve ters-takvim

Yazara göre iki boyutlu düşündüğünüzde doğal seviyede yaşayacağınız gerilimi artıracak eylemlerde bulunursunuz:

  1. Tek bir doğru başlangıç noktası olduğuna ısrar etmek
  2. Projenin ilerleyişinde kendinize öğrenme ve özgüven inşa etmek için zaman vermemek
  3. Sadece başladığınız gerçeğine karşı eleştirel yaklaşıp “çoktan bitirmeliydim” demek

Ters takvim yöntemi: projenin gerçek deadline’ı yerine küçük parçalara bölerek kendi seçtiğiniz ufak deadlinelar belirlemek.

Araç #2: Endişelenme işi

Endişe faydalı bir araç olabilir, ancak erteleme ile baş etmek için etkisiz bir yöntemdir. Endişeyi doğru yönlendirip tehdite yönelik planlar yaptığınızda rahatlayabilirsiniz.

Endişelenmeyi bir iş olarak ele alıp aşağıdaki soruları sorabilirsiniz:

  1. En kötü ne olabilir?
  2. En kötüsü gerçekleştiğinde ne yapardım?
  3. En kötüsü gerçekleşirse acımı nasıl azaltıp hayatıma mümkün olduğunca mutlulukla nasıl devam edebilirim?
  4. Hangi alternatiflerim olur?
  5. Kötü olayın gerçekleşme ihtimalini azaltmak için şu anda ne yapabilirim?
  6. Hedefime ulaşma şansımı artırmak için şu anda yapabileceğim bir şey var mı?

Araç #3: Sürekli başlamak

Bir işi bitirmeyi ertelemek aslında o projenin sonuna kadar çalışmaktan daha çok efor alır. Hem de işi bitirip yeni ve eğlenceli başlangıçlara yer açma tatmininden daha az ödüllendiricidir.

Procrastinating on finishing takes more effort than is required to stay with a project all the way through. It is also less rewarding than the satisfaction in completing a project and making room for more fun and new beginnings.

Ertelemenin de efor alacağını ve sizi daha çok yoracağını unutmayın.

Olumsuz beyanlara ve tutumlara karşı hazırlıklı olun:

  1. “Başlamadan önce daha çok hazırlık yapmalıyım”
  2. “Bu hızla bu işi hiç bitiremem”
  3. “Daha önceden başlamalıydım”
  4. “Bunu bitirdikten sonra daha çok iş gelecek”
  5. “Yaptıklarım işe yaramıyor”
  6. “İşi daha iyi yapabilmem için biraz daha zamana ihtiyacım var”

Başlamaya devam edin. Bitirmekten korktuğunuzda sadece “Ne zaman başlayabilirim?” diye sorun.

6. Zamanlamama yöntemi

Çözümler:

  • suçluluksuz oyun
  • kaliteli çalışma
  • zamanlamama (the Unschedule)

Gerçekte sadece işin üzerine çalışmak anksiyetenizi azaltır. Ancak çalışmak sizin için eziyete dönüşmüş ve sadece kötü çağrışımlar yapıyorsa kendinizi zorlamalı mısınız? Yazar burada basit bir sistem öneriyor.

Zamanlamama sadece otuz dakikalık bir çalışmayı hedeflemenizi ister.

Zamanlayacağınız/planlayacağınız işler:

  • önceden belirlenmiş zamanlar: yemek, uyku, toplantılar
  • serbest zaman, kendine gelme, keyif okuması
  • sosyalleşme, arkadaşlarla yemek yeme
  • sağlık için eylemler: yüzme, koşma, tenis, spor salonuna gitme
  • rutin belirli zamanlar: işe gidip gelme süresi, dersler, sağlık randevuları

Takvimde projeler üzerinde planlamayın. Unschedule her şeyden önce suçsuz oyunu ve kişisel zamanınızın meşruiyetini garanti eder. Bu ilk adım, yalnızca başarısızlığa, hayal kırıklığına, özeleştiriye ve ertelemeye yol açan aşırı hırslı, aşırı diktatörce çalışma planlarıyla kendinizi korkutmaktan kaçınmanıza yardımcı olacaktır.

Do not schedule work on projects. Remember, first and foremost, that the Unschedule guarantees your guilt-free play and the legitimacy of your personal time. This first step will help you avoid scaring yourself with overly ambitious, overly dictatorial plans for work that lead only to failure, disappointment, self-criticism, and procrastination.


Ertelemenin üstesinden gelmek için işlerin takvimde zamanlanması ve programlanması ile başlayan tipik çözümlerin düştüğü hatalardan biri, eğlenceden ve özgürlükten yoksun bir yaşam imajı vermesidir. Bunun yerine, Zamanlamama(Unschedule), bir oyun görüntüsü ve boş zamanınızın garantisiyle başlayarak bu süreci tersine çevirir, böylece eğlenmeyi ve dolu dolu yaşamayı ertelemediğinizi bilirsiniz.

One of the traps of typical programs for overcoming procrastination that begin with the scheduling of work—thereby generating an immediate image of a life devoid of fun and freedom. Instead, the Unschedule reverses this process, beginning with an image of play and a guarantee of your leisure time, so you know you’re not procrastinating on having fun and living fully.

Zamanlamama(Unschedule)‘nın otuz dakikalık çalışma bloklarına odaklanması, en ürkek erteleyicinin bile korkusuzca üstesinden gelebileceği, tehdit edici olmayan bir hedef oluşturur.

The Unschedule’s focus on thirty-minute blocks of work creates a non-threatening goal that even the most timid procrastinator can tackle without fear.

Ters psikoloji

  • Bu projede haftalık 20 saatten fazla çalışma
  • Bu projede bir günde 5 saatten fazla çalışma
  • Günde 1 saat egzersiz yapmak, oynamak, veya dans etmek zorundasın
  • Haftada en az 1 günü herhangi bir iş yapmadan geçirmek zorundasın
  • Sadece 30 dakikalık kaliteli çalışmaya başlamaya odaklan
  • İlk denemede kusurlu, kusursuzca insani bir sonuç elde etmek için çalış
  • Küçük başla

7. Akış halinde çalışmak

Bu bölümde akış halinde çalışma(flow state)ya girmek için egzersizler var. Kendinizi geliştirerek zamanla daha kolay girebileceğiniz, bunun da bir yetenek olduğu iddia ediliyor. Özellikle çalışmadan önce 2dk ayırarak rahatlayıp beynin bütünüyle çalışması sağlanabilir.

Anksiyeteden kurtulup, beynin hayatta kalma fonksiyonlarından daha kreatif fonksiyonlarına geçiş yapabilirsiniz. Geçmişi ve geleceği bırakıp o ana odaklanmak önemli. Zihnimizin potansiyelini daha iyi kullanabiliriz.

Ne zaman, nerede ve ne üzerine çalışmaya başlayacağınızı düşünüp, seçenek, güvenlik ve başlamayı ön plana çıkarmak faydalıdır.

Eleştirileri ve düz düşünceleri bir projenin başlangıcında geçici süreliğine durdumak önemlidir.

Odaklanmadan önce derin bir şekilde rahatlamamız bilimsel olarak da kanıtlanmış şekilde faydalıdır.

8. İlerlemenize ince ayar yapmak

Kontrollü bir gerileme planlayın

plan a controlled setback

Örneğin bir projede erteleme belirtilerinizi gördünüz, kendinizi gözlemleyerek ertelemek için eski alışkanlıklarınızla ne yapıyorsanız yapın.

  • Ertelemeye yatkın olduğunuz bir proje seçin
  • Ertelemenin erken uyarı işaretlerine dikkat edin. Kendinizi bunalmış mı hissediyorsunuz? Hayat sadece yapmak zorunda olunan işlerden ibaret ve keyifsiz mi geliyor?
  • Bilinçli bir şekilde bir kaç saat ertelemeyi seçin. Kendi kendinize suçluluk ve eleştiri getiren hangi konuşmaları yapıyorsunuz? “Ben neden sorunluyum? Neden bir şeyi bitiremiyorum? Hayatım boyunca erteleyecek miyim? Faturaları bile ödeyemiyorum, çok kötü bir insan olmalıyım…”
  • Bu kendinizi eleştirme sürecinin nasıl suçluluk, depresyon ve pişmanlığa sebep olduğunu ve sizin yapacağınız işten alıkoyduğunu gözlemleyin.

Kontrollü gerilemelerinizi tespit ettikçe yeni alışkanlıklarınızla değiştirmeye çalışın.

  • Üretkenlik getiren kendi kendinize konuşmanız size güç, seçenek, iddia veren cümlelerdir. Yönetilebilir parçalar halinde neyi yapabileceğinize odaklandırır.
  • Hafta içinde ne kadar gerçekçi zamanınız olduğunu görün, suçluluk olmayan oyun/eğlence ve kaliteli çalışmayı planlayın.
  • Odaklanma egzersizini kullanarak, bunalmış ezilmiş ruh halinden, odaklanmış ve pozitif ruh halinize geçiş yapın. Şu ana, seçeneğe, motivasyona ve ilgiye odaklanın.

Başarılı üretken insanların bir yeteneği, yakın gelecekte elde edilebilir veya başlanabilir olmayan hedeflerden vazgeçmektir. Gerçekçi hedefler koyabilmek için kendinizi çalışmaya adayabileceğiniz ve şu anda başlamaya enerji ve zaman ayırabilmeniz gerekiyor. Eğer hedef için çalışmaya şu anda enerji veya motivasyon bulamıyorsanız vazgeçin, yoksa sizin aklınıza takılıp canınızı sıkmaya devam edecek, ve kendi kendinize elde etmek için söz verdiğiniz önemli bir şeyde başarısızlığa uğramışsınız gibi sizi erteleyici hissettirecektir.

Resilience and hardiness:

Resilience: Hatalara ve sorunlara rağmen düştükten sonra kalkıp devam edebilmek. Hardiness: Hayata, değişimlere ve yolda çıkan sorunlara karşı, güçlü olduğunu, kontrol imkanı olduğunu düşünmek ve sorunlarla başa çıkmaktan keyif almak. Challenge’ı sevmek.

Suzanne Kobasa, a professor at City University of New York, has identified what she calls “hardiness,” a constellation of three personality characteristics—commitment, control, and challenge. Repeatedly, executives possessing these three characteristics have been shown to withstand stress and resist illness better than their peers who lack them

Hardy individuals, rather than feeling alienated from their work, powerless over events, or threatened by change, tend to “easily commit themselves to what they are doing,” “believe that they can at least partially control events,” and “regard change to be a normal challenge to development …” Hardy executives have an overall life plan, flexible goals, and the ability to turn stressful events into opportunities that mitigate the disruption caused by any single stressful event.

Gerilemelerden kaçınmak:

  1. Ertelemenin de çok efor gerektiren bir iş olduğunun farkına varın.
  2. Hedefinizi özgürce ve tümüyle seçin. Yolda çıkacak sorunları da baştan kabullenin.
  3. İşlevsel ve gözlenebilir hedefler koyun. Haftaya yapacağım, yerine “Çarşamba 15:00’e kadar 15 arama yapacağım” gibi.

9. Hayatınızdaki erteleyici

Bu bölümde diğer erteleyiciler ile nasıl yaşanmalı ve iş yerinde yönetici olarak neler yapılabilir, değerlendiriliyor.

“Erteleyicilerle tüm etkileşimlerinizde, direktör olarak değil danışman olarak çalışın. Diğer bir deyişle, desteğinizi sunun, iyi bir dinleyici olun, erteleyicilerin gerçekçi olmasına yardım edin, ama onlar yerine karar vermeye veya karakterlerini yargılamaya çalışmayın.”

“In all your interactions with procrastinators, try to function as consultant, and not as a director. In other words, offer your support, be a sounding board, and help procrastinators be realistic but don’t try to decide things for them or judge their moral character.” - Procrastination: Why You Do It, What to Do About It, psychologists Jane Burka and Lenora Yuen

Yöneticiler kendilerini sadece karar verici ve görev atayıcı olarak görebilir ancak bu gerçekçi değildir. Verilen görevlerin yanında yönetici insiyatif almaya ve dinlemeye devam etmelidir. Yönetici verilen işin doğru anlaşılmasını sağlamak için bir süreç içerisinde işi yapacak kişiyle etkileşime ihtiyaç duyar.

Dr. Leonard R. Sayles, professor of management at Columbia University, says that while “most managers see themselves as decision makers and order givers … this is an unrealistically passive view of what managers really have to do, since there can be serious problems in getting an order across to a subordinate. No matter how carefully phrased, many important orders require complex implementations… . the boss must keep initiating and listening. While the order may be clear, it takes on real meaning only as the boss watches a number of subsidiary choices or trade-offs the subordinate makes … and keeps nudging him toward the interpretation the boss intended when the order was given.” Dr. Sayles further suggests that misinterpretations by the subordinate often have more to do with a failure to maintain a clear channel of communication with the boss rather than poor motivation on the part of the subordinate.

Yapıcı önerileri övgüler ile birlikte verebilirsiniz. Böylece konuştuğunuz kişi gereksiz yere stres olup öğrenme yetilerini kapatmayacaktır.

The point of combining constructive recommendations for improvement with praise is that it tells workers more clearly which actions are correct and which ones need further effort, without causing undo stress that disrupts their ability to learn. When recognition for a job well done precedes any criticism, it lessens fear of failure about mistakes; recognizes that subordinates are doing something right and that their efforts are appreciated; and gives direction that is less likely to offend and is more likely to be heard as useful instruction on how to accomplish organzational objectives.

Eğer tüm işlere acil derseniz, inandırıcılığınız azalır ve çalışanlar bir sonraki acil durum için enerji biriktirmek için erteleme davranışına yönelebilir.

“Takdir edilme arzusu insan doğasında derin bir ihtiyaçtır” - William James

Otorite pozisyonundaki birisinden küçük onaylar ve takdirler, çalışanın amaç duygusu ve firmaya aidiyeti üzerinde büyük etkiler oluşturur. Sıkça teşvik edilmek, çalışanın uzaklardaki hedefler için şimdiden motive olmasına yardımcı olur.

William James, Harvard’s and America’s first professor of psychology, said that the craving to be appreciated is a deep need in human nature. Small acknowledgments from someone in a position of authority go a long way in satisfying this need and have a large impact on an employee’s sense of purpose and belonging in the firm. Frequent encouragement helps a worker to feel motivated now while on the path to distant rewards.

Seçme hakkına ve fırsatına sahip olması, çalışanların zaman baskısı karşısında mağdur/kurban hissetmesinin önüne geçer.

Ek kaynaklar

The Entrepreneurs Library Podcast - 137 - Jan 24, 2015 https://www.youtube.com/watch?v=Jr_fzYYfX_g

Salesman Podcast - Mar 17, 2016 https://www.youtube.com/watch?v=RvNV_p76e5M

Kitap özeti: https://www.2uo.de/Books/the-now-habit/