Liderlik Üzerine

Hepimizin hayatında sevdiği, ilham aldığı ve etkilendiği insanlar var. Aslında bu duyguyu çok iyi biliyoruz. Buna rağmen çoğunlukla liderlik üzerine sahip olunan düşünceler ve yaklaşımlar pek iç açıcı gelmiyor bana. Sevgi gibi kendimizin çok iyi bildiği bir duyguya rağmen milyonlarca insanın yalnız kalmasına benzetiyorum, evet.

Liderlik üzerine ilham aldığım kişilerden duyduklarım, gördüklerim hissettiklerim ve tecrübelerimden derlediklerimi paylaşmak isterim:

-Liderlik, bir etiket değil insanlarla kurulan bir ilişkidir.

-Emir vermek değil, ilham kaynağı olmaktır.

-Korkulmadan saygı duyulmaktır.

-Karizmatik bakışlar atmak değil, çevredeki insanların gözüyle bakabilmektir.

-Kürsüye, meydana çıkıp rahat rahat atıp tutmak değildir. Herkesin, en kenardakilerin bile yaşadıklarını, hissettiklerini, düşündüklerini, istediklerini düşünerek hesaba katarak konuşmaktır.

-Egonuzu gizleyebileceğiniz bir etiket değildir, egonuzun didik didik edileceği, her türlü teste tabi olacağı bir konumdur.

-Gurur okşayacak bir mevki değildir, sana inananlar ve senin inandığın insanlar için rezil olmayı göze alarak hareket etmektir.

-Kendisine inanan insanların hayallerini gerçekleştirmesi, daha büyük olması için çalışmaktır.

-İşi başkalarına yaptırmak, arada kaynamak değildir, tam tersi herşeyin ortasında kalıp, çoğu kararda ve sıkıntıda yalnız olmaktır. Herkese empati yapması gereken, ancak kendisine empati yapılmayan durumlara düşmeyi göze almaktır.

Yıllar, yüzyıllar sonra hatırlanan büyük insanlar, “insan”a inandıkları ve büyük bir merhamet duygusuyla yaşadıkları için hala unutulmadılar. Liderliğin insan sevgisi kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Sevgi gibi gerektiğinde acı çekmeyi, emek vermeyi ve sabır göstermeyi gerektiriyor. Sonucun değmeyeceğinden şüphe duyanlar dikkat etmelidir. Çünkü, yine sevgi gibi, sahtesi olmaz.

Kendine Bir İyilik Yap

Tartışırken, bir fikre (sizin kendi fikrinize!) gereksiz aşık olduğunuzu mu fark ettiniz? Bundan sonra yaşayabileceğiniz muhtemel senaryo: Fikre karşı söylenen her şeyi egonuza söylenmiş gibi karşılayacaksınız. Fikrinizi hiç değiştirmeyeceksiniz…

Bir dostunuza, tanıdığınıza sinirlendiniz ve aynı anda durumun aslında zamanla düzelebileceğini fark ettiniz. Bundan sonra yaşayabileceğiniz  muhtemel senaryo:  İçinizdeki hınç duygusunun tatlılığına yenilip insanları inciteceksiniz, bağları yıkacaksınız.

(Buraya duygularımıza kapıldığımız muhtemel senaryolar girin)

Yanlıştan dönmek, herkesin sadece kendinden bekleyebileceği büyük bir iyilik. Duygularınıza kapıldığınız için bu nadide iyiliği kendinizden esirgemeyin.

O ufak zaman parçasında duygularını sakinleştirirken çektiğiniz sıkıntı, yaşadığınız gerilim, başarı ile başarısızlık arasındaki fark olabilir mi? “Bir saniye!” diyorum.

Sebepsiz Bekleyiş

Konuşacak özel bir sebep arıyorsun. “Ne söyleyebilirim acaba?”

Kendini sorguluyorsun. Yine kafanın içindeki derin düşüncelere, kendi dünyana dönüyorsun. Ağzını açacak gibi yapıyor… Susuyorsun.

Karşındaki insan da tıpkı senin gibi değil mi? Susuyor ve bekliyor. O kadar beklemiş ki, eğer güzel sözler söylersen, sebebini sorgulamayacak… Senin gibi!

Bekliyor… Bekliyoruz… Seni bekliyoruz!..

Pavlov’un gençleri

Mercedes fabrika gezisine katılmıştım. İnsan kaynakları ile ilgili bir konuşma vardı. Etrafımızda CV yazma teknikleri deyince gerilen, staja alınmak deyince kalp atışları hızlanan, kariyer yapmak deyince kulakları irkilen, işsiz kalmak deyince koşarak kaçmak isteyen gençler vardı.

Bir müdürün anlattığı gerçek hikayeye hep birlikte gülmüştük. “5 sene içinde mercedes’in CEO’su olacağım” diyen gencin trajikomik durumuna…

Kimisi hedefin imkansızlığını düşünüp gencin akıllıca olmayan büyük hayaller kurmasına güldü.

Kimisi de gencin mutlu yaşamak yerine dışsal, statik bir hedefi hayatının merkezi yapmasına güldü.

Belki de hepimizin hüzünlenip ağlaması daha doğruydu.

***

Ben ikinci gruptandım. “Mercedes’in CEO’su olmak” yerine, “ben daha özgür olacağım bir iş istiyorum” veya “ben insanlara hava atabileceğim bir iş istiyorum” dese hiç gülmeyecektim. Hedefine saygı duyuyorum, gerçekten neyi istediğini iyi düşünmemesini eleştiriyorum.

Önce ne istediğimizi bilmeliyiz. Dışsal hedefler koymak, mutluluğu sayılarda, isimlerde aramak insanın çok kolay düştüğü bir tuzak. Peki “girişimci olmak istiyorum” dediğimizde bu tuzaktan tamamen kurtuluyor muyuz?

Örneğin, kendi işimi kurup “başarılı” olduğumda veya “başarılı” olmak için uğraşırken kendimi kaptırıp yola çıkış sebeplerimi unutursam, pek anlamlı olmaz.

Bu süreçte birbirimize yardımcı olduğumuz kadar birlikte güleceğiz. Veya yıllar sonra sallanan sandalyemizde düşünürken aklımıza gelecek: “Ben şu işi neden yapmıştım, neden ömrümü harcamıştım yahu?” ardından boş bir sessizlik…

BONUS:

-Derek Sivers’ın “Why are you doing?” başlıklı videosu: http://www.youtube.com/watch?v=cKrqPZlLCts (Bu serideki diğer videoları da tavsiye ederim.)

-Ömer Ekinci’nin “başarı” üzerine blog yazısı: http://www.omerekinci.com/girisimciligi-birakiyorum/

“I don’t think of work as work and play as play. It’s all living.” – Richard Branson

Rails İstanbul Buluşması

Promoqube’un organize ettiği “Rails İstanbul” etkinliğine arkadaşlarımla birlikte katıldım.

Etkinlikte Promoqube dışında firmalarda çalışanlar, girişimciler ve öğrenciler vardı.

Tanışma ve sohbet çok keyifliydi. Bununla birlikte bu etkinliğin ve devamının herkese somut kazanç getireceğini düşünüyorum.

İlgimi çeken bir başka nokta: Burak Arıkan Bey, MIT’de bile öğrenme eyleminin derslerden daha çok buna benzer topluluklarda gerçekleştiğinden bahsetti. Toplulukların ne kadar önemli olduğunu kendi üniversitemdeki tecrübelerimden, özellikle girdiye(ben) ve çıktıya(yine ben) bakarak bilmeme rağmen MIT’de bile toplulukların daha önemli olduğunu birinci ağızdan duymak beni şaşırttı.

Bu etkinlikten sonra, topluluğun gücüne, kazan-kazan ilkesine ve insanların potansiyellerine daha çok inanıyorum. İnsiyatif alıp bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek isteyen, bu değişime ön ayak olmak isteyen şirketin Promoqube olması şaşırtıcı değil. Sadece kendilerinin değil herkesin birden kazanacağı böyle bir proje başlatmalarını tebrik ediyorum, sonuna kadar destekleyeceğim.

Girişimci olmak isteyen, bilgi çağında olduğumuzun farkında olan tüm dostlarıma sesleniyorum: Dünde takılmak, bugünün peşinden koşturmak yerine, şimdiden geleceği tasarlayıp yaşamak isteyenlerin tam da buralarda bir yerlerde olması gerekiyor! 🙂

Topluluğun Facebook sayfası: http://www.facebook.com/rails.istanbul

Topluluğun Twitter hesabı: http://twitter.com/railsistanbul

Ayrıca topluluktan bu yazıyı okuyanlar varsa benimle twitterdan iletişime geçebilirler: http://twitter.com/fatihpense

Neden İşi Yapanlar Birazcık Daha Yöneticiler gibi Düşünmeli (ve tam tersi) – Seth Godin (Çeviri)

Paul Graham, her zaman olduğu gibi, düşünce kışkırtıcı.

Programcılar, tasarımcılar, yazarlar ve “akış” anlarında en iyi işlerini çıkaran diğer kişiler, saat tarafından yönetildiklerinde ve vakitlerinin çoğunu toplantılarda harcadıklarında,  organizasyonlarına hizmet edemezler.

Paul’ün argümanı şu, iş yapıcılar bu tür çöpsü saçmalıklardan korunmalıdır.

Bu makale yazdıklarının en iyilerinden, ancak ben kilit bir noktayı daha eklemesi gerektiğini düşünüyorum…

Yöneticiler biraz daha iş yapıcılar gibi hareket etmeye ihtiyaç duyuyorlar, çünkü birşeyler yapmak hiç olmadığı kadar önemli. Hatta Outlook’un dürtmesiyle çalışan yöneticiler bile, ayrılmış kaliteli vakitlerden, gerçekten mücadele gerektiren işleri yapmakta faydalanabilir.

Yapıcılar, yöneticiler gibi etkileşime geçecek kadar disipline olmalıdır, yoksa yeteri kadar etkileyemedikleri bir sistemin piyonu olurlar. Eğer kararlar oluşurken orada yoksanız, tahminimce karar verilen şey hoşunuza gitmeyecektir…

Yapıcılar da yöneticiler de tek yönde ısrar etmemeliler. İkisi de diğerlerinin işinden daha çok yapmalı. Kolay olduğu hatta eğlenceli olduğu için değil, ancak bu yol hala vizyonunuzu dünyaya getirmek için en iyisi.

Seth Godin

(Kaynak: http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2011/04/why-makers-should-think-a-little-bit-more-like-managers-and-vice-versa.html )

(İlgili Paul Graham makalesi: http://www.paulgraham.com/makersschedule.html )

Girişimcilik üflenir, çalınmaz?

>Türkiyede girişimcilik son zamanlarda çok meşhur ve tabiri yerindeyse “ciks” bir kelime oldu. Bu konunun yaygınlaşması açısından güzel. Diğer yandan kelimenin anlamının boşaltıldığını söyleyebiliriz.

Peki girişimcilik ne demek? Aklıma gelen kullanım alanları şöyle:

  • Fabrikatör, müteşebbis kelimesi burada daha çok kullanılır.
  • Magazin programlarında herhangi bir iş adamını övme sıfatı olarak. Örneğin, “girişimci işadamı x”.
  • Organizasyonların etkinliklerinde bazen çok güzel işleniyor, bazen de sos niyetine kullanılıyor. Örneğin, “kurumsal girişimcilik”.
Anlayacağınız ortalık biraz karışmış… Bazı insanlar bu durumda “Ney üflenir çalınmaz.” tarzı bir yaklaşımla kendi girişimcilik tanımlarını kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bunun da faydasız olduğunu düşünüyorum. Ortalık böyle karışık kalacak hep… 🙂

37Signals ekibi bir kitabında* girişimci(entrepreneur) kelimesini kullanmayalım, başlatıcı(starter) kelimesini kullanalım diyor. Yani aynı dert dünyada da var. Bence ekonomik sistemin tüm dünyada birden, çok hızlı değişmesinin bir göstergesi olarak bakabiliriz.

Son olarak girişimcilik konusunda benim de görüşümü yansıtan bir alıntı yapacağım:

Aslında “girişimci” bir iş unvanı değildir. Girişimci geleceği farklılaştırmak isteyen insanların içinde bulundukları ruh durumudur.
-Guy Kawasaki

 Peki sizin çevrenizdeki insanlar girişimcilik deyince ne anlıyor? Siz ne anlıyorsunuz?

*Basecamp proje yönetimi yazılımını ve binlerce sitenin kullandığı Ruby on Rails yazılım dilini dünyaya kazandıran Jason Fried ve David Hansson’un yazdığı kitabın adı Rework, ilgili bölümün adı ise Enough with “entrepreneurs”. Seth Godin tarafından da övülmüş bir kitaptır ona göre 🙂

Okuma#1

>Bir arı gibi gezip yazıların özlerini toplamaya devam ediyorum. Konsepti bilmiyor, bu nedir diyorsanız tıklayın.

Maddeleri yorumlarda tartışabiliriz! Örneğin “iddialar bölümü 2. madde bana şunu da hatırlatıyor.” vb.

Haydi çağdaş iş planının ilk bölümüyle başlayalım:

Gerçekler

  1. Eğer üniversite öğrencisiyseniz gerçekleri sadece kendi çevrenize göre görme yanlışına dikkat etmelisiniz. #1
  2. Rekabet olmayacak diye düşünüyorsanız, rekabet her yerdedir, müşterilerin dikkati ve paraları için dövüşmektedirler. Onların işini nasıl yaptığını ve sizin nasıl yapacağınızı iyi anlamanız gerekir#1
  3. Büyük şirketlerin kendi dezavantajları vardır. Yeni fikirlere odaklanamazlar. Gelir baskısı yüzünden kendi çekirdek işlerine odaklanmaları gerekir. #3
  4. Bir marka genellikle sadece bir fikirle özdeşleşir. Ör: Facebook ve Google… Büyüklüğün kaldıraç etkisi kısıtlıdır. Her yeni fikrin bir şampiyonu vardır ve diğerleri rekabet edemez, daha oturmuş olmalarına rağmen. #3

İddialar

  1. Bir ürünü prototip başlatıp test ederek ilerletebilirsiniz. Ancak test eden kişiler yakın çevrenizden olursa yanıltıcı olabilir. #1
  2. Müşteri kazanma stratejiniz sürdürülebilir olmalı. Ölçeklenebilir olmalı. İlkin kapı kapı dolaşabilirsiniz ancak büyümek isterseniz? #1
  3. Ürününüzün hikayesini anlatma konusunda iyi olmalısınız. Potansiyel müşterilerin anlama sorumluluğu sizindir. #1
  4. Pazarlama çok pahalı olabilir, size reklam vs. satanlar pazarlamacı değil satış görevlileridir! Geri dönüşünü bilmek zordur, anlaşmadan önce test edebiliyorsanız edin. #2
  5. Farklı şekilde yapın. Asla aynısını kopyalamayın #3
  6. Müşterinin acı noktasına odaklanın. Eğer ürününüz müşterilerin var olan problemlerini çözerse sizi seveceklerdir #3
  7. Ortamı değiştirmek önemlidir. Oturmuş kurallar yıkılırken, yeniler için daha fazla fırsat vardır #3
  8. Bir fikirle ortaya çıkıp kabul ettirmek yerine. Var olan kabul edilmiş pazarın acıları ve halihazırda para ödemeye alışmış müşterileri üzerine odaklanıp, fikri daha sonra bulmak daha mantıklı olabilir #4

Alternatifler
(boş)

İnsan

  1. Erişimi kolay danışman bulmak yerine konuyla alakalı danışman bulun #1
  2. Uzun dönem uygunluk için işe almalısınız, kısa dönem ihtiyaçlara göre değil. #1
  3. Çalışanların yanlış yapmasının bir çok sebebi olabilir. Bunun her zaman kolay sebebi olmayabilir. Ve çözme sorumluluğu sizindir. #2
  4. Yönetici olduğunuzda söylediğiniz her bir kelime önemlidir. Etkisini çok iyi düşünmelisiniz. #2

Para

  1. Bedava olabilecek şeyler için para ödenmemeli.#1
  2. Yatırımcılara gitmeden önce yatırımcıların hayatı ve işleri hakkında bilgi edinmek faydalıdır. #1
  3. Bir şeyi bilmediğinizde uydurmayın. Potansiyel yatırımcılara “Bilmiyorum” diyin. Ancak sonra nasıl öğrenebileceğinizi biliyorsanız söyleyebilirsiniz #1
  4. İş fikrinizi desteklemeyen verilere açık olmalısınız.Hatta bu tür verileri özellikle göstermelisiniz #1
  5. Yatırımdan sonra herşey bitmez… #1
  6. Bir taneden fazla iş planı yarışmasına katılmayın avantajları olabildiği gibi dezavantajları da vardır. #1
  7. Muhasebeyle ilgilenmelisiniz. #2
  8. Nakit akışı karlılık ile aynı şey değildir. Nakit kraldır. Başarınızı belirleyecektir. #2

*1 – http://finance.fortune.cnn.com/2011/01/04/15-mistakes-young-entrepreneurs-make-but-don%E2%80%99t-have-to/

*2 –  http://boss.blogs.nytimes.com/2010/03/31/six-shocks-of-entrepreneurship/

*3 – http://www.mobinode.com/2011/01/09/skype-founder-niklas-zennstrom-words-for-young-entrepreneurs/

*4 – http://paraschopra.com/blog/entrepreneurship/business-ideas-are-dead-chase-after-market-opportunity.htm

Girişimcilik Okumaları İçin Bir Filtre

>Siz de güzel yazıları okumaya yetişememenin gerilimi ile hiç okumamanın verdiği hayıflanma arasında kaldınız mı?

Girişimcilikle ilgili binlerce faydalı yazı var. Hepsi benzer şeylere değinebiliyor, hatta aynı şeylerden bahsedebiliyor. Kötü öneriler verenler var. Hiç öneri vermeyen boş yazılar var. Gereğinden uzun yazılar var. Böyle fayda potansiyeli yüksek bir deryadan nasıl daha iyi faydalanabliriz? Nasıl daha iyi okur olabiliriz? Nasıl filtreleyebiliriz?

Daha iyi sindirebilmek için bir yöntem tasarladım ve sizinle paylaşmak istiyorum: Seth Godin’in Çağdaş İş Planı yazısını iskelet olarak kullanıyorum. Her iş planı bölümünün altına çeşitli yazılardan bir arı gibi topladığım özleri biriktiriyorum. Özlerin hangi kaynaktan alındığını en alta yazıyorum.

Faydaları:

  • Bir iş planı işi uygulamaya yönelik daha net düşünmemizi sağlar. İş planı bölümleriyle bilgileri filtrelerken “uygulamaya yönelik” bilgileri seçmiş olacağım.
  • Bilgiler arasında bağlantı kurup anlamlandırmamızı kolaylaştıran bir iskelet sunuyor.

Bilgi yoğunluğuna göre her oturumda 5-20 yazıyı işlemeyi planlıyorum. İlk çalışmama buradan bakabilirsiniz.