Pavlov’un gençleri

Mercedes fabrika gezisine katılmıştım. İnsan kaynakları ile ilgili bir konuşma vardı. Etrafımızda CV yazma teknikleri deyince gerilen, staja alınmak deyince kalp atışları hızlanan, kariyer yapmak deyince kulakları irkilen, işsiz kalmak deyince koşarak kaçmak isteyen gençler vardı.

Bir müdürün anlattığı gerçek hikayeye hep birlikte gülmüştük. “5 sene içinde mercedes’in CEO’su olacağım” diyen gencin trajikomik durumuna…

Kimisi hedefin imkansızlığını düşünüp gencin akıllıca olmayan büyük hayaller kurmasına güldü.

Kimisi de gencin mutlu yaşamak yerine dışsal, statik bir hedefi hayatının merkezi yapmasına güldü.

Belki de hepimizin hüzünlenip ağlaması daha doğruydu.

***

Ben ikinci gruptandım. “Mercedes’in CEO’su olmak” yerine, “ben daha özgür olacağım bir iş istiyorum” veya “ben insanlara hava atabileceğim bir iş istiyorum” dese hiç gülmeyecektim. Hedefine saygı duyuyorum, gerçekten neyi istediğini iyi düşünmemesini eleştiriyorum.

Önce ne istediğimizi bilmeliyiz. Dışsal hedefler koymak, mutluluğu sayılarda, isimlerde aramak insanın çok kolay düştüğü bir tuzak. Peki “girişimci olmak istiyorum” dediğimizde bu tuzaktan tamamen kurtuluyor muyuz?

Örneğin, kendi işimi kurup “başarılı” olduğumda veya “başarılı” olmak için uğraşırken kendimi kaptırıp yola çıkış sebeplerimi unutursam, pek anlamlı olmaz.

Bu süreçte birbirimize yardımcı olduğumuz kadar birlikte güleceğiz. Veya yıllar sonra sallanan sandalyemizde düşünürken aklımıza gelecek: “Ben şu işi neden yapmıştım, neden ömrümü harcamıştım yahu?” ardından boş bir sessizlik…

BONUS:

-Derek Sivers’ın “Why are you doing?” başlıklı videosu: http://www.youtube.com/watch?v=cKrqPZlLCts (Bu serideki diğer videoları da tavsiye ederim.)

-Ömer Ekinci’nin “başarı” üzerine blog yazısı: http://www.omerekinci.com/girisimciligi-birakiyorum/

“I don’t think of work as work and play as play. It’s all living.” – Richard Branson

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *