Kurumsal Girişimciliğin Düşündürdükleri

Eric Ries, Lean Startup kitabında bilimsel yönetimin girişimcilik için de uygulanabileceğini savunuyor. İster yeni kurulan küçük şirketler olsun, ister halihazırdaki büyük şirketler olsun, yönetimin inovasyona açık ve insanların yeteneklerini, gelişimlerini ve başarabileceklerini israf etmeyen bir hale gelebileceğini savunuyor.

Türkiye’de büyük firmaların “kurumsal girişimcilik” hakkında yaptığı etkinliklerin motivasyonunun sadece moda bir sözcük(buzzword) olan girişimciliği kullanmak ve dikkat çekmek olduğunu düşünüyorum. Maalesef.

Firmaların normal çalışanlarına yaklaşımı konusunda net ve iç rahatlatıcı bir ortam yokken kurumsal girişimcilikten bahsetmek… Bütün bu firmalar “Lean Startup” kitabını okuyup, Eric Ries’a inanıp, bu metodolojinin sıkı takipçileri mi oldular? Veya ne oldu siz söyleyin?

Genel olarak öğrencilerin özgüveninin düşük olması(ayrı bir yazı konusu) firmaları yanıltabilir, veya firmaların tok satıcı olarak “görünmesi” öğrencileri yanıltabilir.

Şu gerçeğin her koşulda işlediğini düşünüyorum. Firmalar ne üretiyor olursa olsun, değerli çalışanlara da “kazanılacak müşteri” gibi bakmak zorundalar. Halk arasında, haklı olarak oturmuş negatif bir önyargı var. Firmaların, çalışan ortamı hakkındaki imajları üzerine, çokça halkla ilişkiler(PR) çalışması yapmaları gerekiyor. Tabi ürünü düzelttikten sonra…

Join the Conversation

1 Comment

  1. Fatih yazı için teşekkürler :). Bu şekil de bloglar yazmak düşünceleri bence beynimizi çok temizliyor, konu ile ilgili bilgilerimizi artırıyor. Yazdığım ve okuduğum blog yazıları olmamış olsaydı bu gün bilgi seviyem kesinlikle bu seviyede olmazdı. Ben de tekrar blog yazmaya başlamak istiyorum, diğer arkadaşlarında yazmalarını tavsiye ediyorum. Hem kendileri çok faydasını görecekler hem de ben :))
    Kitap ile ilgili ses kayıdını mutlaka dinlemek istiyorum. İlerde bu kitabı okumak istiyorum diyorum ve yorumlamaya başlıyorum. Öncelikle Eric Ries’ın bilimsel yöntemlerin girişimciliğe uygulanabilirliği ile ilgili önermesine kesinlikle katılıyorum. Ben bilimin oluşmasını genel olarak belli sebepler sonucunda oluşan benzer sonuçların uzun süreler boyunca periyodik bir şekil de tekrar ettiğinde bunu bu konuda sürekli araştıran, okuyan, uzmanlığı bu konuda olan insanların bunu akla, mantığa uygun sebeplerle açıkladığını düşünüyorum. Girişimcilikle ilgili son zamanlarda yaşanan gelişmelere baktığımızda da bazı hareketlerin kesin olarak kaybettirdiği bazı şeyleri düşünmeden yola çıkılarak girişilen işlerin mutlaka fail olduğunu görebiliyoruz. Girişimcilik tabiatı gereği bilime aykırı değildir, pekala girişimcilik bilimi olabilir ki sadece işletme, iş yönetimi şeklinde değil aynı zaman da psikoloji olarak da girişimci psikolojisinin çok farklı olduğu bir gerçek. Girişimci psikolojisi şeklinde bir bilim bile olabilir. Ama bizim bu konuda dikkat etmemiz gereken nokta bilim adamları gibi önce girişimciliği inceleyip, anlayıp sonra olayı bilime dökmeliyiz. Daha farklı konularda yapılmış bilim gerçeklerini bu konuda uygulamaya çalışmamız bazen faydasız bazende hata bile olabilir. Yazdıklarım okurken benden başkası için çok uçuk gelebilir. 🙂 Küçük bir örnek vermek istersem buna başarılı bir girişime bakarken, bu adam yapmış olmuş şeklinde bakılmaktansa bunu böyle yaparak buradan şunu kazanmış şeklinde düşünmek çok faydalı olacaktır. Bu grup içerisinde, konuşmalarımızda, buluşmalarımızda biz sürekli bu şekilde konuşuyoruz. Ancak insan psikolojisi gereği yaşadıklarını kişisele çekme konusunda eğilimli oluyor. Özellikle başarısızlık karşısında “elimi neye atsam kuruyor”, “yapamıyorum” psikolojisine kolaylıkla kapılabiliyor. Buda çok tabii kesinlikle bilime aykırı ve yanlış bir şey. Bu tarz pek olası yanlışları yapmamızı, bence bir arada bulunarak engelleyebiliriz.
    Kurumsal yapıdaki girişimcilik konusunda dediklerinin hepsini doğru buluyor ve katılıyorum. Fakat başarılı kurumsal girişimciliğin Türkiye’de çıkmasını çok çok çok zor buluyorum. Böyle birşey olursa şaşırır ve sevinirim. Dünya üzerinde de 3-5 örnekten ileri gideceğini düşünmüyorum. Her şeyin bir tabiatı olduğunu ve kurumsal yapının bu tabiata adaptasyonun olmayacağını düşünüyorum.
    Yazın için, yazdıklarınla düşündürdüklerin için tekrar teşekkür ediyorum, gelecekteki yazılarını bekliyorum.

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *